Anadolu, seramik sanatının doğuş ve gelişiminde önemli bir merkez olmuştur. İlk seramik buluntular, Çatalhöyük gibi Neolitik yerleşimlerde ortaya çıkmıştır (yaklaşık M.Ö. 7.000). Bu erken dönem eserlerde el yapımı, kabartmalı ve bazen boyalı kaplar göze çarpar.
Hititler, seramiği hem günlük kullanım hem de dini törenler için üretmiş, genellikle geometrik desenlerle süslemişlerdir. Frig ve Urartu uygarlıkları, renkli sırlı seramikler ve çömlekçilikte ustalıklarıyla tanınırlar.
Helenistik ve Roma dönemlerinde, Anadolu’daki seramik üretimi daha estetik ve fonksiyonel hale gelmiştir. Antik kentlerde bulunan figürlü seramikler ve amphoralar bu dönemin örneklerindendir.
Selçuklu Devleti, özellikle Sivas, Konya ve Kayseri gibi şehirlerde seramik sanatını zirveye taşımış, mozaik ve çini sanatıyla birleşen bir estetik yaratmıştır. Bunu takiben Osmanlı İmparatorluğu, İznik ve Kütahya çinileriyle dünya çapında ün kazanmıştır. İznik çinileri, mavi, yeşil ve kırmızı renklerle bezenmiş, teknik ve estetik açıdan kusursuz eserler olarak hâlâ değerini korur.
Günümüzde de Anadolu’da seramik sanatı yaşamaya devam etmekte, geleneksel teknikler modern sanatla birleşerek yeni formlarda varlığını sürdürmektedir.


